Kaya Koruğu ile Tanıştığım O Gün
Bazen bazı günler insanın hayatında küçük gibi görünür ama içinden geçen duygularla büyür, genişler, sonra da hafızanın en sessiz köşesine yerleşir. Benim için o gün, Kayseri’de sıradan bir sabah gibi başlamıştı. Pencerenin önünde oturmuş, elimde çay, dışarıdaki gri havayı izliyordum. İçimde garip bir boşluk vardı; ne tam adı konulabilen bir hüzün ne de net bir sıkıntı… sadece eksik bir şeylerin hissi.
O gün annem mutfaktan seslendi:
“Pazardan yeni otlar aldım, bak bakalım beğenecek misin.”
Mutfaka girdiğimde masanın üzerinde tuhaf, etli yapraklı bir ot gördüm. Daha önce hiç görmemiştim. Annem gülümsedi:
“Ege’den gelmiş, kaya koruğu diyorlar.”
İşte o an, hayatımda ilk kez “Kaya koruğu ile neler yapılır?” sorusu zihnimin içine yerleşti. Basit bir merak gibi başladı ama sonrasında bambaşka bir anıya dönüşeceğini o an bilmiyordum.
Kayseri’de Başlayan Sessiz Bir Merak
Ben Kayseri’de büyüdüm. Dağların sertliği, havanın keskinliği, insanların mesafeli ama güven veren halleri… Hepsi içimde bir düzen kurmuştu. Ama bazen bu düzen fazla sessizleşiyordu. İçimdeki duygular konuşmak isterken ben onları bastırıyordum.
Kaya koruğunu ilk elime aldığımda tuhaf bir canlılık hissettim. Yaprakları kalın, su tutmuş gibiydi. Sanki bir yerde güneş görmüş ama aynı zamanda rüzgârla sertleşmişti. Annem “salata yaparız” dedi ama ben onu dinlemiyordum. O bitki bana başka bir şey anlatıyordu.
O gün akşam günlük defterimi açtım. Uzun zamandır ilk kez bu kadar detaylı yazıyordum:
“Bugün mutfakta garip bir ot gördüm. Adı kaya koruğuymuş. İçimde bir şeyleri uyandırdı ama ne olduğunu bilmiyorum.”
O cümleyi yazarken bile kalbim hafif hızlanmıştı. Sanki bir şey değişmeye başlamıştı ama ne olduğunu çözemiyordum.
Kaya Koruğu ile Neler Yapılır? İlk Keşif
Ertesi gün annemle birlikte mutfağa girdik. Bana dönüp “yardım eder misin?” dedi. O an içimde garip bir heyecan vardı. Sanki basit bir yemek yapmıyorduk da başka bir şeyin içine giriyorduk.
Kaya koruğu yıkanırken suyun altında değişiyordu. Sert görünümüne rağmen içi canlıydı. Annem anlattı:
“Bunu genelde zeytinyağlı yaparlar, limonla karıştırırlar. Salatası olur, turşusu bile yapılır.”
İşte o an tekrar aynı soru döndü zihnimde: Kaya koruğu ile neler yapılır?
Ama bu sadece mutfakla ilgili bir soru değildi artık. Benim için bir şeyleri dönüştürme fikrine dönüşmüştü.
Salata yapıldı. Üzerine limon sıkıldı, zeytinyağı gezdirildi. İlk lokmayı aldığımda içimde garip bir ferahlık hissettim. Ekşi, tuzlu, canlı… Sanki uzun zamandır kapalı duran bir kapı aralanmıştı.
O an fark ettim ki bazı şeyler sadece yenmek için değil, hissetmek için vardı.
Bir Otun İçinde Saklanan Hatıralar
Kaya koruğu sofraya geldiğinde babam da şaşırdı. “Bunu nereden buldunuz?” dedi. Annem anlatırken ben dalmıştım.
O sırada aklıma çocukluğum geldi. Kayseri’nin kuru yazlarında, tozlu sokaklarda oynarken hiç bilmediğim otlara bakardım. O zamanlar isimlerini bilmezdim ama hepsi bana doğanın gizli dili gibi gelirdi.
Belki de kaya koruğu o çocukluğun devamıydı. Ben büyümüştüm ama içimdeki merak aynı kalmıştı.
O gece yatağa uzandığımda içimde garip bir huzursuzluk vardı. Mutluydum ama aynı zamanda eksik. Sanki hayatımda ilk kez bir şeyin farkına varmıştım ama onu tutamıyordum.
Günlüğüme şunu yazdım:
“Bazı şeyler sadece sofrada değil, insanda da değişiklik yapıyor.”
Kaya Koruğu ile Neler Yapılır? Bir Yolculuğun Başlangıcı
Sonraki günlerde kaya koruğu aklımdan çıkmadı. Marketlere gittiğimde gözüm onu aradı. Bir şey keşfetmiş gibi değil, bir şeyin peşine düşmüş gibiydim.
İnternette bakmadım bile. Çünkü içimde garip bir his vardı: bunu öğrenmek değil, yaşamak gerekiyordu.
Annem farklı tarifler denemeye başladı. Turşusunu yaptı, yoğurtla karıştırdı, limonlu meze haline getirdi. Her denemede ben mutfağa girip çıktım.
Ama asıl değişim yemeklerde değil, içimdeydi.
Kaya koruğu bana şunu düşündürüyordu: Basit görünen şeyler bile dönüştürülebilir. Tıpkı insanlar gibi.
O günlerde biraz kırgındım hayata. Bazı arkadaşlıklar uzaklaşmış, bazı konuşmalar yarım kalmıştı. Kendimi ifade edemediğim çok an olmuştu. Ama bu otun her hali farklı bir şey anlatıyordu bana.
Zeytinyağı, Limon ve İçimdeki Eksiklik
Bir akşam annemle birlikte yeniden salata yaptık. Bu kez tamamen ben ilgilendim. Limonu fazla sıktım, biraz acı oldu ama garip bir şekilde hoşuma gitti.
Annem güldü:
“Hayat gibi, biraz ekşi olacak zaten.”
O cümle içime işledi.
O gece uzun süre balkonda oturdum. Kayseri’nin soğuğu yüzüme vuruyordu ama içimde sıcak bir şey vardı. Kaya koruğunun o ekşi tadı, sanki içimde bir yerleri uyandırmıştı.
Hayal kırıklıklarımı düşündüm. Kaç kere kendimi yanlış ifade etmiş, kaç kere susmayı seçmiştim… Belki de her şeyin bir tadı vardı ve ben hep aynı tadı beklediğim için yoruluyordum.
Kaya Koruğu ile Neler Yapılır? Öğrendiğim Şeyler
Zaman geçtikçe anladım ki bu bitki sadece mutfakta bir malzeme değildi. Onunla yapılan her şey aslında bir dönüşümdü.
Salata yapılıyordu, turşu kuruluyordu, yoğurtla karıştırılıyordu. Ama her hali farklı bir duyguya karşılık geliyordu.
Ben de kendimle ilgili bir şey keşfetmeye başladım:
Bazen insan da kaya koruğu gibi olur. Sert görünür ama içinde su taşır. Ekşi olur ama ferahlatır. Basit görünür ama derin bir hikâye taşır.
Bir gün günlüğüme şunu yazdım:
“Kendimi anlamaya çalıştıkça, aslında doğayı daha iyi anlıyorum.”
O cümleyi yazarken uzun süre kalemi elimden bırakmadım.
Bir Sofranın Beni Değiştirmesi
En unutamadığım an, küçük bir akşam yemeğiydi. Annem, babam ve ben aynı sofradaydık. Kaya koruğu salatası yine ortadaydı.
Babam bu kez daha dikkatli baktı:
“Bu otun tadı değişik ama güzel.”
Ben o an gülümsedim. Çünkü artık sadece bir ot değildi o. Bir süreçti, bir hatırlayıştı.
O sofrada çok konuşulmadı ama herkes biraz daha yumuşamış gibiydi. Sanki o ekşi tat, aramızdaki sessiz duvarları inceltmişti.
Kaya Koruğu ile Neler Yapılır? İçimde Kalan Son Cümle
Şimdi geriye dönüp baktığımda o günün aslında çok basit olduğunu görüyorum. Bir ot, bir mutfak, bir akşam… ama içimde bıraktığı şey çok daha büyük.
Kaya koruğu ile neler yapılır diye başlayan o merak, beni kendi içime götürdü. Bazen insan dışarıda aradığı şeyi kendi içinde bulur. Ben bunu geç fark ettim ama hissettim.
Bugün hâlâ bazen o tadı hatırlıyorum. Limonun ekşiliği, zeytinyağının yumuşaklığı… ve hepsinin içinde saklı olan o tuhaf huzur.
Hayatın da böyle bir şey olduğunu öğrendim. Sert görünen şeylerin içinde yumuşaklık, basit görünen şeylerin içinde derinlik var.
Ve belki de en önemlisi, bazı soruların cevabı mutfakta değil, insanın içinde pişiyor.
Önerdiğimiz İçerik: Kaya koruğu nasıl tüketilebilir ?